İzleyiciler

17 Şubat 2018 Cumartesi

CADDELER BOŞ VE ISSIZ

Her yerde insan denen canavar
Ya bir fenalık yapıyor
Ya da pısmış köşesine saklanıyor
Kendisini kaybetmiş çoktan,
En ilkel halinde arıyor ...

Küçücük bir beden, ruh ve masumiyet
Ondan da küçük ondan da aşağı
Bir varlık tarafından katlediliyor
Ve yine de susuyor insanlık,
Adeta o teoriyi ispatlarcasina,
Ne acı ki Üç maymunu oynuyor.

Caddeler boş ve ıssız
Karanlığın ve hiçliğin kasveti düşmüş
Korkuyor kaldırımlar, yollar ve gökyüzü
Düşün Ay bile korkmuş
Işığını hepten kendine saklıyor.

O neşeli sesler, güzel cıvıltılar
Artık yoklar sokaklarda, caddelerde
Küçük bir oda da öylece kendi halinde,
Bir umut ile bekliyorlar sadece
Belki yarınlar daha güzel olur diye ...

2 Şubat 2018 Cuma


SÖZÜN EĞRİSİ DOĞRUSU

Dilimizden düşünmediğimiz kalbimizde her daim yeri olan bazı sözleri kavramları acaba hayatımızda ne kadar tatbik edebiliyoruz?

Her ortamda her konuşma ve tartışma da savunduğumuz, dem vurduğumuz bu kavramları bizler ne kadar sahip çıkabiliyoruz. Bahsetmesi kolay uygulaması zor bu kelimeler gerçekten konuşulduğu kadar yaşana biliyor mu?

Mesela ne kadar Adaletliyiz. Hak hukuk diyoruz ama bam teline dokunduğunda bizler kendi haksız durumumuza karşı kendimize ve karşımızda ki muhatabımıza karşı adalet kavramını uygulayabiliyor muyuz?

Bir mal mülk alışverişinde, bir ticaret işinde en basitinden yaptığımız küçük bir alışverişte karşımızda ki kişinin hakkına ne kadar saygılıyız. Hiç sordunuz mu acaba kendinize hep bana hep bana dediğim durumlar olmamış mıdır diye?

Evet kendi hakkımızı koruyup riayet edelim. Kendimizi savunalım hakkımızı alalım ama nefsimiz kadar karşımızda ki muhatabımıza da değer verelim işte o zaman çok daha adaletli bir yer olacak dünya.

Ya da bir tartışma da bir konuşma esnasında ne kadar kendi savunduğumuz fikirlerin sesini kısıp karşımızda ki arkadaşın fikirlerini dinleyebiliyoruz. Gerçekten üzerinde düşünüp onlara değer verebiliyoruz? Karşımızdaki insana dinlene cimrisi olmadan ne kadar tartışma içinde bulunabiliyoruz?

Bu iki basit örnek üzerinden hak hukuk ve adaleti hayatımıza tatbikini gelin bir daha düşünelim mi ?

31 Ocak 2018 Çarşamba

Ekonomi Gerçeği

Afrin operasyonu başladı ve son sürat devam ediyor. Cephede savaşan askerlerimize Allah yardım etsin inşallah bu savaş en kısa sürede sonuça ulaşır ve mehmetçiğimiz sağ salim evlerine dönerler.

Operasyonda şehit düşen şanlı askerlerimize Allah'tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.

Dışarıda afrin operasyonu, Suriye, Irak derken içeride bir gerçeği atlamamamız gerekiyor. Bu gerçeğin adı "Ekonomi".

Türkiye küresel bir oyun kurucu olmak istiyor ise ekonomi alanında da önemli adımlar atması gerekiyor. Son zamanlarda dolarizasyon ülkemizde ne yazık ki aldı başını gidiyor. Ülke milli gelirinin neredeyse yarısı oranında bir durum söz konusu.

Bu nedenle ülkede ekonomi açısından önemli olarak atılan bazı adımlar boşa gitmiş olabiliyor örneğin paranızın ekonomi politikası aracı olma rolü ne yazık ki kalmadığından yapılan faiz artışları etkisini ya az ya da hiç göstermeye bilir.

Bu nedenlerden dolayı en kısa zamanda ekonomi açısından son derece önemli olan dolarizasyon konusunda önlemler almamız ve ona göre adımlar atmamız gerekiyor.

Daha iyi günler bizlere ancak böyle gelecektir

30 Aralık 2017 Cumartesi

Dayanabilmek....

Ah yokum artık ben bu oyunda
Ne kazanabildim ne kaybettim
Çekiliyorum öylece bir kenara
Ne anlaya bildim ne anlata bildim

Vazgeçtim artık savaşmaktan
Çok yoruldum be hayat, artık anla
Sessizliğin içinde kendimde kayboldum
Ne bulabildim ne de buluna bildim

Biliyorum bu hiç olmadı
Öylece bir köşeye çekilmek,
Evet bende gayet farkındayım
Ama gücüm kalmadı artık
Bak ne savaşa bildim ne barışa bildim...

En sonunda tamamen tükendim
Ne ruhum kaldı geriye
Ne hayallerim
Yarınlar mı onlar çok uzak ufuklarda
Ne varabildim ne de uzanabildim...

4 Aralık 2017 Pazartesi

Değişen Zaman ve Değişen İnsanlık



Hızla akan zamana ayak uyduruyor insanoğlu. Her gün yeni bir teknoloji gelişmenin haberleri yankılanıyor kulaklarımızda. Bir çoğu insanın yaşamını kolaylaştıran bu teknolojik ürünler devamlı çeşitlilik gösteriyor ve kendi içinde de dinamik bir yapıya sahipler. Dünün teknolojisi artık bugüne ayak uyduramıyor hatta deyim yerindeyse bir saat önce bulunan ile şu anda buluşu gerçekleşen arasında bile dağlar kadar fark oluyor. Devamlı kendisini yeniliyor insanoğlu artık yetişmekte gerçekten zorluk çekiyor. Ne kadar tuhaf değil mi kendi bulduğunuz, yaptığımız teknolojiye ayak uyduramayacak duruma geldik.

Peki teknolojinin insan yaşamında olan etkisine bir de farklı bir acıdan bakalım mı ne dersiniz?

Televizyon, telefon, bilgisayar, cep telefonu, tablet derken insan artık çevresinden adeta koptu ve asosyal bir yaşama doğru, etkileşimin sıfıra yakın olduğu bir yere doğru sürüklendi. Çevresi ile bağlarını koparan çocuklar adeta toplum hayatında yeni bir sayfa açtı.

Düşünün bir eskiden tüm sokaklar caddeler çocukların şen şakrak sesleri ile dolu olurdu. Okuldan gelen eve girmek istemez ve o mahalle aralarında saatlerce oyunlar oynarlardı.

Dostluğu, arkadaşlığı,paylaşmayı ve yardımlaşmayı ilk o oyunlarda öğrenirlerdi. Hatta empati yapıp kendilerini arkadaşlarının yerine koymazlar mıydı? Düşünmek, öğrenmek o zamanlar aslında ne kadar da güzeldi, o çocuklar için...

Sadece çocuklar için mi peki bu soruyu kendimize içtenlikle sormalıyız ve cevabını bir sonra ki yazımızda beraber ararız..

2 Aralık 2017 Cumartesi

Bir Kaç Satır Karalamaca...



Saklanmadım...
Ne gecenin karanlığına
Ne mevsimin sonbahar, kışına 

&&&&&&&&&&&

Sakın arama...
Issız bir köşede,
Sakin bir  yaşamda,
Ve çaresiz bi anda..

&&&&&&&&&&&&

Duy bak sesi...
Küçük bir çocuğun yüreği...
Kimsesiz ninenin serzenişi...
Senin kalbin tabi ki,
Aslında en önemlisi...

&&&&&&&&&&&&&

Yüreğim acıların avcısı olmuş 
Tüm dertleri çeker olmuş 
Her hali bir sitem bulmuş 
Ama umut içinde hep olmuş...

&&&&&&&&&&&




22 Kasım 2017 Çarşamba

BAK YİNE GELDİM


Bak yine geldim,
Sessizliğin içinden çığlık misali...
Biliyorum sende özledin beni,
Varlığın içindeki yokluk misali...
Uyumadın, yemedin, içmedin 
Sende aynı ben gibi.
Ortak huyumuzdur ama, 
Umudun hiç kaybetmedin aynı ben gibi...


26 Mart 2017 Pazar

Ve kaçınılmaz olan o mutlak son...


Çaresizlik ah o kendini bilmez duygu...
Son bir umut gibi sarılan elin boş çıkması,
Gelecek ile geçmiş arasında bütün köprülerin yıkılması
Ve kaçınılmaz olan o mutlak son...

Nereye gittiğini bilmeyen insanoğlu
Hayallerini umutlarını kayıp edenler
Hep ötekini düşman kabul eden
Hep yalnızlık gemisinde yüzenler

Anlamak mı zor anlaşılmak mı?
Bu soruyu hiç düşünmeyenler...
Malum bir fikre kapılmış,
Gerisini teferruat görenler...

Çaresizlik ah o kendini bilmez duygu...
Başkasını anlayamamak ya da
Anlamak istememek
İşte o zaman kaçınılmaz olan o mutlak son...

Madalyonun bütün yüzlerini görmek bazen insanlara zor gelebiliyor. Keşke kendimizin gördüğü yüz kadar diğer yüzü görenleri de anlayabilseydik. İşte o zaman çok daha başka olurdu belki insanoğlunun bugün geldiği nokta.

Eğer biz empati kurup karşımızda bulunan kişileri anlamamaya bu kadar inat ile devam edersek o kaçınılmaz olan son kapımızda bir anda belirecek. Ne zaman, nasıl, neden gibi sorular işte o zaman cevap bulamayacaklar ya da artık çok geç olmuş olacak. Evet zaman sahip olmadığımız bir olgu bu yüzden çok geç olmadan anlamak,anlaşılmak ve düşünmek dileğiyle...

1 Ocak 2017 Pazar

2016 Yılını Geride Bırakıyoruz, Ya İnsanlık ?

2016 Yılını Geride Bırakıyoruz, Ya İnsanlık ?

Yıl 2016...
Zaman hızla akıp tükendi. Ve bizler bu gece itibari ile 2017 ye merhaba diyeceğiz.
Sizlere bir yılbaşı yazısı yazmak istemiyorum. Neden mi ? Çünkü bu sene insanlık kurban edildi.

Dünyanın dört bir yanında hortlayan terör canavarı adeta her yerde kendisini gösterdi. Yıllarca ona bakan, besleyen, hatta onu böyle büyüten sahiplerini bile sokacak kadar gözü döndü. Evet Paris, Brükse, Orlando, Nice, Münih...

Evet Dünya üzerinde meydana gelen bu terör olaylarından, terörü tüm Dünyaya ihraç eden sizler suçlu ve sorumlusunuz. Bırakın şimdi bu özgürlük, demokrasi, Dünya barışı gibi güzel ve anlamlı kavramları en azından onları kirletmeyin bırakın onlar temiz kalsın. Masum çocukların kanları ile yıkamadınız mı Irak'ın, Suriye'nin, Filistin'in topraklarını... Ya da yapılan bu vahşete sessiz kalmadınız mı? O masumlara kapılarınızı açmamak için kendi birliğinizi, huzurunuzu bozmadınız mı ? Bırakın şimdi siz bütün bu güzel anlamlı lafları.

Ülkem, cennet vatanım, üç tarafı denizlerle dört bir yanı hainlerle çevrili memleketim...
2016 yılınıda terörle, hainlerle ve darbeyle geçiren güzel ülkem. İstanbul'da, Ankara'da, Diyarbakır'da,Hakkari'de o çirkin, kötü, ahlaksız ve vicdansız yüzünü gösteren terör ve terör seviciler sizler sadece dünyayı değil tüm alemleri kirletmediniz mi?

Ama yıkamadınız, yıldıramadınız benim ülkemin güzel insanlarını hatta tam tersine daha da bir azimle daha da bir canla başla size karşı mücadele eder hale getirdiniz. Gerçek yüzünüzü artık herkeslere gösterdiniz siz hainler, siz terör destekçileri artık bu ülkede hiç mi hiç sözünüzde, kurallarınız da, adınızda geçmez biliyorsunuz. Hatta bunu bildiğinizden bütün bu son saldırılarınız.

Ellerinizde ki bu kanlar ürettiğiniz hiç bir kimyasal ile geçmez, kazandığınız paralar, mallar suçunuzu örtbas etmez, Dünyanın tüm sularında da yıkansanız yine de kiriniz paklanmaz işte sizler bu kadar hain ve kirlisiniz.

Sahillere vuran çocuk cesetlerine gözlerini kapatanlar böyle fotoğraflar karşısında üç maymunu oynayanlar sizler bir cam için bir bina için saygı duruşuna geçmediniz mi?

Evet 2016 bitiyor.

Evet 2016 gidiyor peki ya İnsanlık...


Söyleyin bana İnsanlık nereye gidiyor ?

13 Aralık 2016 Salı

Çocuk Kalabilseydin Keşke Dünya...



Hepimiz çocuk olduk. O zamanlardan heveslenip bir gün büyümeyi bir abi bir ebeveyn olmayı düşündük hep, hatta bu oyunlarımıza bile yansımıştı. Baba anne olur öyle büyütürdük çocukları. Kimi zaman yemekler kimi zaman çaylar yapılırdı oyuncaklar da ve her zaman ikram edilirdi tüm ev halkına hatta sadece ev halkına değil komşulara,  dostlara,  mahallede ki büyüklere...

İşte bizler böyle büyüdük o sıcacık mahallelerde her günümüz bir oyun her günümüz bir yaramazlıkla geçmişti. Çocuktuk ama yine de kendimizi büyük görüp öyle severdik küçüklerimizi. Öyle korurduk biz onları bir abi bir kardeş gibi sahip çıkardık mahallemizde ki her bebeğe, yavruya, kardeşe ...

Büyüdükçe keşke yeniden çocuk olsaydık diye çokta hayıflanmışızdır. Bir özenti oluşmuştur bizler de artık kendimizden küçüklere karşı. Dertsiz tasasız, hayat onlara güzel demişizdir. Dünya sadece o saf o temiz bebek ve çocuklara iyi, yaşanılacak bir yermiş gibi düşünmüşüzdür. Bir heves kalmıştır hatta hepimizin yüreğinde, saklı bir yerinde, o güzel günlere ilişkin...

Ama bugünlerde bu dünyanın içinden geçtiği bu zalim zamanda artık bırakın çocuk olmak çocuk olabilmeyi bile düşünmek korkutuyor insanı. Savaşlar ve bu savaşlarda ölen o masumlar.

Sadece savaşlarda değil artık her köşe başına gizlenmiş adeta sizi bekleyen daha doğrusu masum yavrularınızı bekleyen dünyanın korkunç gerçekleri. Hiç ummadığınız bir anda hiç beklemediğiniz insanlardan ve bilmediğiniz o kötü sebeplerden ötürü bir çocuk daha hatta sizin çocuğunuz daha zarar görebiliyor. Aslında dünyanın bütün çocukları bizlerin geleceği, bugünlerde onlara bırakabildiğimiz ise sadece kötü bir anı...

Evet artık kendimi çocuk olarak düşünemiyorum... Korkuyorum, saklanmak istiyorum. Irmak geliyor aklıma, Ümran geliyor hemen yanı başıma ve Aylan hala fotoğrafı hafızamda...

Çocuk olmak mı kötü ? Yoksa çocuk kalamayan bu dünya da çocukları koruyamamak mı ? Bu kararı siz verin artık...